değersizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
değersizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2015 Çarşamba

Değersizlik Duygusu Onaylanma İsteği Yaratır



Değersizlik duygusu onaylanma isteği yaratır.Onaylanma isteği ise başkalarının bize değersizlik yaşatmasına izin vermektir. Tüm bunların altındaki temel neden ise sevgisizliktir.

Esra Eray
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
http://esraeray.blogspot.com.tr/
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun

1 Ekim 2015 Perşembe

Değersiz Kadınlar, Çocuk Kalan Kocaman Adamlar



Değersiz Kadınlar, Çocuk Kalan Kocaman Adamlar
Kadınların değersizlik duygusuyla iyice yoğrularak yetiştirildiği, erkeklerin birey olamayıp, büyümemiş çocuklar olarak yetiştirildikleri bir coğrafyadayız.
Kadınlarımız değersiz olduklarına daha çocukluktan inandırıldıkları için yetişkin olduklarında da çok uzun yıllar kendilerini değerli göremiyorlar. Kadınlarımızın maalesef pek çoğu mutlu olmadığı bir evliliği onlara göre mecburiyetten devam ettiriyorlar. Eşlerinin çocukken çeşitli yollarla onlara kendilerine yaptığı her türlü baskı, horlanma, aşağılanma, hatta fiziksel şiddete ses çıkaramıyorlar. Çünkü çocukken onlara “sen  değersizsin”, “sen yapamazsın” dendi. Maalesef başımda erkek olsun yeter ki diyen kadınlarımız da var. Sakın yanlış anlaşılmasın, burada kimseyi kınamıyorum. Daha küçücükken öğle öğrendiler, başka ne yapabilirler ki? Çok azı silkelenip kendine geliyor ve hayatına sahip çıkmaya çalışıyor.  Ne var ki, değerli olduğunun farkına varanlar ise aynı zamanda eşlerinin de birer yetişkin çocuk olduğunun farkına varıyorlar. Evlilikler çıkmaz sokaklarda, mutluluklar kilitli kapıların arkasında kalıyor.  Yeniden başlamaya cesaret edebilense çok az.
Yetişkin bir birey olamamış erkeklere gelince, sürekli etrafından ve en çok da eşlerinden beklenti içinde oluyorlar. Bununla birlikte çocukluğunda kadının değersizliği de düşüncelerine yerleştirilmişse, o zaman erkek kadının sahibi görüyor kendini. Tabi kendine güveni de yerleşmiş olmuyor, kendine güvenmediği için karısına, sevgilisine de güvenmiyor… böylece çorap söküğü gibi gerisi geliyor. Kadına şiddet mi dersiniz, kadın cinayetleri mi dersiniz.
Ancak benim burada bahsedeceğim kadının değerli olduğu görüşünde olan, kadına şiddette son derece karşı olan büyümemiş erkekler. Sürekli, eşlerinin kendileri için bir şeyler yapmasını beklerler. Ev içinde sorumluluk almayı sevmezler. Hep çok çalışmış olurlar, yorgun olurlar vb, yeter ki evde herhangi bir şeyle ilgilenmek zorunda kalmasınlar. Ve çocukluk ve gençliklerinde anneleri tarafından her şeyin önlerine hazır gelmesine öylesine alıştırılmışlardır ki, eşlerinden de aslında biraz annelik beklerler. Düşünmezler ki anne karşılıksız verendir, ve yetişkin, değerli olduğunun bilincinde olan hiçbir kadın daima karşılıksız veren olmayı kabul etmez, evlilikte denge olmak zorundadır.
Büyümemiş erkeklerimiz, beklentilerinin karşılanmasıyla sevilmeyi ve sevmeyi eş tutuyorlar. Eğer karısı beklentisini yerine getiriyorsa kendisini sevdiğini, sevildiğine kanaat getirince de sevdiğini düşünüyor. Peki oldu ya kadın bir gün “yeter artık, büyü” dedi, “evde kendi sorumluluklarını al artık” dedi, “yetişkin bir birey ol” dedi, ya o zaman ne oluyor? Büyümemiş erkeğimizin çocukça ve bencilce sevgi mantığı işlemeye başlıyor “ karım beklentimi yerine getirmiyor= beni sevmiyor= ben onu sevmiyorum” Böyle bir kısır döngü sürüp gidiyor ta ki kadının sabrı bitene ya da değerli olduğunun farkına varana kadar veya erkeğimiz büyümeyi kabul edip sorumluluklarını üstlenene kadar.
Biliyor musunuz ütülü gömleği olduğunda eşine “canım karım” deyip, eresi gün ütülü gömleği yoksa anlaşılmadığından, sevilmediğinden ve hatta boşanmaktan bahseden kocalar olduğunu. Ve görüyoruz ki evliğin oturduğu temel erkek için “sevgi=ütülü gömlek” ötesine geçememiş.  Hayat erkadaşı kavramı ise zaten hiç ortaya çıkamamış.
Evlilikte hem kadın, hem erkek kendi sorumluluğunu taşımak zorunda. Evli olmak demek kendi sorumluluklarını karşındakine yüklemek demek değil. Evlilik ortak paylaşımların olduğu, her iki tarafın da kendi olarak oluşturdukları ortak bir yaşamdır. Ancak günümüzde eşler arasında bitmek bilmeyen bir beklentiler yumağı olduğu için, beklemekten mutlu olmayı unutuyorlar.

Esra Eray                
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun

30 Eylül 2015 Çarşamba

Yeni Bir Sevgiye Adım Atarken



Yeni Bir Sevgiye Adım Atarken

Yeni bir başlangıç yaparken aslında farkında olarak ya da olmayarak, en başından ilişkinin gidişatını da çizeriz.
İlişkinin başlangıcında kişiler kendilerini oldukları gibi değil, arkasına saklandıkları maskelerle tanıtabiliyorlar. Çoğu zaman da bunu bilinçli olarak değil, farkında olmadan yapıyorlar. Doğal olarak karşı tarafta yarattıkları beklentinin de farkına varmıyorlar. Sonrasındaysa hayal kırıklıkları…
Peki ne yapmalı?  Öncelikle kendiniz olun. Uzun süreli bir beraberlik veya evlilik beklentisindeyseniz, partnerinize karşı kendinizi olduğunuzdan farklı göstermeyin, yani, ona karşı yaptığınız her davranış için kendinizi sorgulayın “ ben bunu yıllar boyu yapabilir miyim” sorusunu sorun kendinize. Cevabınız “ evet” ise sağlam temellerle başlayabilirsiniz. Ancak aklınızda “ben bunu şimdilik idareten yapıyorum sonrasında  devam ettiremem” şeklinde ufacık bir şüphe oluşursa, o davranışta bulunmadan önce tekrar düşünün, çünkü partneriniz sizden bunu hep bekleyecektir.
Bu prensiple başlayan beraberliklerde ilerleyen zamanda, eşlerin birbirlerinden şikayetleri ve yakınmaları da daha az olacaktır. “Tanıştığımızda böyle dememiştin, onu öyle yapmamıştın, bunu hep yapıyordun artık yapmıyorsun”  gibi bitmeyen ama ilişkiyi yıpratan tartışmalar da azalacaktır.
Biz ne kadar doğal olursak, birlikteliğimiz de o kadar sağlam olacaktır. 
Aşkın gözü kör değildir, sadece taktığımız maskeler, girdiğimiz kalıplar görüşümüzü engeller. Size biçilmiş kalıplardan, sunulmuş rollerden kendinizi kurtardığınızda her şey çok daha berrak olacaktır.

Esra Eray                
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun


#sevgi #aşk #ilişkiler

Aşk Mı Bağımlılık Mı?



Aşk Mı Bağımlılık Mı?
Aşık mısınız, yoksa bağımlısı mısınız?
Biri sevdiğinizde, biriyle birlikte yaşamaya başladığınızda ya gerçekten aşık olmuşsunuz ve seviyorsunuzdur ya da  belki farkında bile değilsiniz, karşınızdakini bağımlısı olmuşsunuzdur.
Bağlılık ile bağımlılığı da karıştırmamak gerekir. Önce bunun ayrımını koyalım.
Bağlılık; sınırsız seçenekler varken sadece birini veya bir şeyi kalbine almaktır.
Bağımlılık; seçeneksizlik haline mecbur olduğunu hissetmektir.
Aşk ve sevgi varsa elbette bağlılık da beraberinde gelir.
Bağımlılık ise içinde kaybetme korkusunu gizler. Düzenin bozulması, konforun sona ermesi, belik yalnız yaşayama, yalnız kalma korkusu, maddi güvence, elinin altında biri olması isteği, kendine güvenmeme, hayattan korkma vb. bunlar bağımlılığın altında yatan gizli nedenlerdir ve daha pek çok neden olabilir.
Ne yazık ki pek çok kişi gizli nedenleri görmezden gelip ya da bilinçaltına atıp  “seviyorum”  dedikleri kişinin bağımlısı olduğunun farkında olmuyor.  İlişkinin yürümediğini, pek çok aksaklıklar olduğunu gördükleri halde yürütmek için kendilerinden ödün veriyor, tutamayacakları vaatlerde bulunuyorlar. Daha ileri gidip intiharı düşünenler de oluyor.
Halbuki bağımlılık duyulmadan yaşanan gerçek sevgi tarafların kendilerinden ödün vermelerini değil, her iki tarafında kendisi olmasını ve birlerini kendileri olarak kabullenmelerini gerektirir.
İlişkinizde kendiniz olamıyorsanız ve partnerinizin kendisi olmasına rıza gösteremiyorsanız içinize dönüp düşünün. Gerçekten seviyor musunuz yoksa ilişkiniz bağımlılıklar üzerine mi kurulu.
Bağımlılığı sadece aşk ilişkisinde değil etkileşimde bulunduğunuz herkesle yaşayabilirsiniz.  Kişi kendini değersiz görüyorsa neredeyse tüm çevresiyle bağımlılık üzerine ilişkiler kurabilir.
Gerçek sevgileri bulacağınız etkileşimler, ilişkiler yaşamanız dileğiyle.

Esra Eray                
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun

29 Eylül 2015 Salı

Kendimi Bağışlıyor Ve Seviyorum



Kendimi Bağışlıyor Ve Seviyorum
Kendi değerimizi yeterince bilmiyoruz. Kendimizde yarattığımız ve başkalarının yaratmasına izin verdiğimiz gizli değersizliklerin gün içinde farkına bile varamıyoruz. Farkındalık seviyemiz artıkça olayları ve kişileri başka gözlerle görebilir diye düşünüyorum. Bakın Joe Vitale, Zero Limit adlı kitabında kendimize yaptıklarımızı nasıl gözler önüne koymuş:
Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için, yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum için sonuçta yine yaşama güvenmediğim için kendimden özür dilerim. Sınırlama ve kurallar içinde yaşadığım için, hayatı kontrol etmeye çalışarak inatçı olduğum için, yaratıcılığımı kullanmayı ret ederek yaşadığım için, kendim olmayı reddettiğim için, şükürsüzlüğüm için, şefkat sevgi anlayış hoşgörü paylaşma duygularını unuttuğum için, beklentiler içinde yaşayıp hiçbir beklentim yok diyerek kendime söylediğim tüm yalanlar için kendimden özür dilerim. Kararsızlıklarım için, öfkem, kızgınlığım için tüm parçalarımdan özür dilerim. Bedenimin kıymetini bilmediğim, ruhumun istekleri doğrultusunda hareket etmediğim, içimden gelen sesi dinlemediğim, zihnimi olumsuz enerjiler içinde doldurup sonrada devamlı yaşamdan şikâyet ettiğim için, ruhumun isteği doğrultusunda adım atmaktan korktuğum için, cesaretsizliğim için, zamanımın değerini bilemediğim, kendime yapmış olduğum tüm saygısızlıklar için, başkalarının beni üzmesine izin verdiğim, yaşam amacıma hizmet etmeyen oyunlar kurduğum vs. vs. vs için kendimden, buna neden olan bugüne kadar yok saydığım kabul etmediğim tüm bu parçalarımdan çok özür dilerim.Gücümü kötüye kullandığım kendimi üstün gördüğüm başkalarını küçümsediğim, haksızlık yaptığım kendimi değersizleştirdiğim için kendimden ve tüm parçalarımdan özür dilerim. Kendime vermiş olduğum sözleri tutmadığım için kendimden özür dilerim. Hırslarıma yenik düşüp kibir ve gurur içinde davrandığım her an için, kendime olan güvensizliğim inançsızlığım için kendimden özür dilerim. Gücümü başkalarına devrederek beni yönetmelerine izin verdiğim için, kendime yaşatmış olduğum tüm baskılar için, enerjimi düşürüp kendimi yaşamdan kopardığım için, kendime yalnızlığa mahkûm ettiğim için, korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için, başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum için, suçlayıcı konuşmalarım için kendimden özür dilerim.
Olumsuz yaşanan her olayın güzel şeyleri arzulayabilmen için yaşadığını, arzu duygusunun yaşanması için deneyimlendiğini bunlara şükrettiğinde, minnettarlık içinde yaşadığında sahip olduğun tüm güzelliklerin büyüdüğünü öğrendim. Farkında olursan eğer, sınırlarını kaldırırsan, yaşanan olaydaki hizmeti ve sevgiyi görmeye niyet edersen her deneyimin insanı ne kadar büyüttüğünü, ilerlettiğini öğrendim… Sonuçta kendimi olduğum gibi sevgiyle kabul etmeyi öğrendim, ben kendimle barıştım. Tanrının parçası olarak kendimle barıştığımda, Tanrıyla barıştım. Kendimi kucaklamayı öğrendim. Kendimle barışıp, kendimi tam olarak kucakladığımda hayatımın sorumluluklarını alınca gözümdeki perde kalktı ve sanki dünyadaki tüm perdeler kalktı. Artık kalbim açık ve sevginin yaşamımda özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Tüm ruhumla, benliğimle, kalbimle seviyorum kendimi, insanları ve yaşamı.
Esra Eray               
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun


Kendine Değer Ver… Eşin Sana Değer Versin



Kendine Değer Ver… Eşin Sana Değer Versin…
Kendini seviyor musun? Değerli olduğunun farkında mısın?
Her sabah kalktığında aynaya bakıp kendini beğeniyor musun, kendi kendine gülümseyip “harikasın” diyor musun?
Mutluluğu hak ettiğine yürekten inanıyor musun?
Kendini mutlu ediyor musun? Kendine hediyeler alıyor, küçük sürprizler yapıyor musun?
Düşün bakalım, kendini iyi hissettirecek neler yapıyorsun?
Giyimine, saçına başına, makyajına, sakalına, ojene, temizliğine özen gösteriyor musun?
Kendini çekici, bakımlı görüyor musun?
Bütün bunlara evet diyorsan doğru yoldasın. Sen kendine ne kadar değer verirsen başkaları da sana o kadar değer verir.  Sana değer veren bir eşin olmasını istiyorsan, önce sen kendine değer vermelisin.
Sana mutluluk veren bir eşin olmasını istiyorsan, önce sen mutlu olmalı, mutluluğu içinde hissetmelisin.
Sana huzur veren bir eşin olmasını istiyorsan, sen etrafına huzur yaymalısın önce.
Sana saygı duyan bir eşin olmasını istiyorsan, sen kendine saygı duymalısın.
Sevilmek istiyorsan önce kendini sevmelisin, yaşamı, dünyayı, tüm canlıları sevmelisin.
Kendine bakışın, diğerlerinin sana bakışını değiştirir. Sendeki değişim etrafındakileri de etkiler ve değiştirir.

Esra Eray
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun