ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Geçinemediğiniz Biri İlişkinizi Düzeltmek




Aşağıda açıkladığım tekniği düzenli uyguladığınızda iletişim kurmakta zorlandığınız kişilerle daha kolay iletişim kurabildiğinizi göreceksiniz.

Gevşeyin, kaslarınızı serbest bırakın.Huzurlu ve sakin hissedin. Yavaş ve derin nefesler alın. Nefesinizi burundan alın ve burundan verin. Meditatif bir  halde olun. Zihninizi boşaltın ve susturun.
O kişiyi hayal edin. Samimi, dürüst ve uyumlu bir ilişkiniz olduğunu, çok kolay iletişim kurduğunuzu canlandırın hayalinizde. Duygularınız hissetmeye, renkleri görmeye, sesleri duymaya çalışın,o anı gerçekmiş gibi yaşayın.. Bu alıştırmayı her gün ve günde bir kaç defa yapmaya gayret edin, ilişkinizin düzelmeye başladığını göreceksiniz.

Ancak bu uygulamayı başkalarının özgür iradelerine müdahale etmek için kullanamazsınız. Bu teknik kendi içsel sınırlamalarımızdan kurtulmak için kullanılır.

5 Ekim 2015 Pazartesi

Seviyorsunuz… Peki Ya Tanıyor Musunuz?

Seviyorsunuz… Peki Ya Tanıyor Musunuz?



SEVGİLİNİZİ TANIYOR MUSUNUZ?
Günümüzde yaşanan birlikteliklerin ve evliliklerin pek çoğunda aslında çiftlerin birbirlerini tanımadıkları ancak tanıdıklarını sandıkları görülüyor. 
Evlilik öncesi çiftler, karşı tarafın beğenmedikleri yönlerini  kimi zaman büyünün bozulmaması için görmezden gelirler, kimi zaman değiştiririm düşüncesine kapılırlar, kimi zamansa acele karar verir ve birbirlerinin değerler sıralamasının farkına varamazlar.
Siz hayata hangi pencereden bakıyorsunuz, partneriniz hangi pencereden bakıyor?
Öncelikli değerleriniz neler, partnerinizin öncelikli değerleri neler?
Partneriniz yolda bir kedi yavrusu gördüğünde hemen sevmeye başlıyorsa, onun penceresinde hayvanlar öncelikler arasındadır ve evinde hayvan beslemeyi isteyebilir. Peki ya siz istiyor musunuz?
Ya da partneriniz birlikte vakit geçireceğiniz yerlerin doğa ile baş başa kalacağınız yerler olmasını tercih ediyorsa büyük ihtimalle tatil tercihleri de bu şekilde olacaktır. Peki sizin tatil tercihiniz ne? Lüks otelleri tercih ediyorsanız çatışma yaşayacaksınız demektir.
Sizin değerler sıralamanızda aile öncelikli ise ve yoğun bir tempoda geç saatlere kadar çalışan bir partneriniz varsa,  aynı evi paylaştığınızda sorun yaşayacaksınız demektir.
Birlikteliğinizde bunlara benzer küçük ip uçlarını değerlendirmeniz birbirinizi daha iyi tanımanıza ve daha sağlıklı karar vermenize yardımcı olacaktır.
Eşi / sevgilisi gözünde her erkek kahraman, her kadın prenses olmak ister. Peki ya sizin partneriniz kahramanınız mı ya da prensesiniz mi? Cevabınız hayır ise, bir süre sonra partneriniz boşlukta kalacak ve arayış içinde olacaktır. Bir erkek ancak kendini kahramanı olarak gören bir kadınla gerçek mutluluğu yakalayabilir. Bir kadın da ancak kendisini prensesi/kraliçesi olarak gören bir erkekle geçek mutluluğu yakalayabilir.
Doğru seçimler, mutlu birliktelikler dilerim.

Esra Eray
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun

1 Ekim 2015 Perşembe

Değersiz Kadınlar, Çocuk Kalan Kocaman Adamlar



Değersiz Kadınlar, Çocuk Kalan Kocaman Adamlar
Kadınların değersizlik duygusuyla iyice yoğrularak yetiştirildiği, erkeklerin birey olamayıp, büyümemiş çocuklar olarak yetiştirildikleri bir coğrafyadayız.
Kadınlarımız değersiz olduklarına daha çocukluktan inandırıldıkları için yetişkin olduklarında da çok uzun yıllar kendilerini değerli göremiyorlar. Kadınlarımızın maalesef pek çoğu mutlu olmadığı bir evliliği onlara göre mecburiyetten devam ettiriyorlar. Eşlerinin çocukken çeşitli yollarla onlara kendilerine yaptığı her türlü baskı, horlanma, aşağılanma, hatta fiziksel şiddete ses çıkaramıyorlar. Çünkü çocukken onlara “sen  değersizsin”, “sen yapamazsın” dendi. Maalesef başımda erkek olsun yeter ki diyen kadınlarımız da var. Sakın yanlış anlaşılmasın, burada kimseyi kınamıyorum. Daha küçücükken öğle öğrendiler, başka ne yapabilirler ki? Çok azı silkelenip kendine geliyor ve hayatına sahip çıkmaya çalışıyor.  Ne var ki, değerli olduğunun farkına varanlar ise aynı zamanda eşlerinin de birer yetişkin çocuk olduğunun farkına varıyorlar. Evlilikler çıkmaz sokaklarda, mutluluklar kilitli kapıların arkasında kalıyor.  Yeniden başlamaya cesaret edebilense çok az.
Yetişkin bir birey olamamış erkeklere gelince, sürekli etrafından ve en çok da eşlerinden beklenti içinde oluyorlar. Bununla birlikte çocukluğunda kadının değersizliği de düşüncelerine yerleştirilmişse, o zaman erkek kadının sahibi görüyor kendini. Tabi kendine güveni de yerleşmiş olmuyor, kendine güvenmediği için karısına, sevgilisine de güvenmiyor… böylece çorap söküğü gibi gerisi geliyor. Kadına şiddet mi dersiniz, kadın cinayetleri mi dersiniz.
Ancak benim burada bahsedeceğim kadının değerli olduğu görüşünde olan, kadına şiddette son derece karşı olan büyümemiş erkekler. Sürekli, eşlerinin kendileri için bir şeyler yapmasını beklerler. Ev içinde sorumluluk almayı sevmezler. Hep çok çalışmış olurlar, yorgun olurlar vb, yeter ki evde herhangi bir şeyle ilgilenmek zorunda kalmasınlar. Ve çocukluk ve gençliklerinde anneleri tarafından her şeyin önlerine hazır gelmesine öylesine alıştırılmışlardır ki, eşlerinden de aslında biraz annelik beklerler. Düşünmezler ki anne karşılıksız verendir, ve yetişkin, değerli olduğunun bilincinde olan hiçbir kadın daima karşılıksız veren olmayı kabul etmez, evlilikte denge olmak zorundadır.
Büyümemiş erkeklerimiz, beklentilerinin karşılanmasıyla sevilmeyi ve sevmeyi eş tutuyorlar. Eğer karısı beklentisini yerine getiriyorsa kendisini sevdiğini, sevildiğine kanaat getirince de sevdiğini düşünüyor. Peki oldu ya kadın bir gün “yeter artık, büyü” dedi, “evde kendi sorumluluklarını al artık” dedi, “yetişkin bir birey ol” dedi, ya o zaman ne oluyor? Büyümemiş erkeğimizin çocukça ve bencilce sevgi mantığı işlemeye başlıyor “ karım beklentimi yerine getirmiyor= beni sevmiyor= ben onu sevmiyorum” Böyle bir kısır döngü sürüp gidiyor ta ki kadının sabrı bitene ya da değerli olduğunun farkına varana kadar veya erkeğimiz büyümeyi kabul edip sorumluluklarını üstlenene kadar.
Biliyor musunuz ütülü gömleği olduğunda eşine “canım karım” deyip, eresi gün ütülü gömleği yoksa anlaşılmadığından, sevilmediğinden ve hatta boşanmaktan bahseden kocalar olduğunu. Ve görüyoruz ki evliğin oturduğu temel erkek için “sevgi=ütülü gömlek” ötesine geçememiş.  Hayat erkadaşı kavramı ise zaten hiç ortaya çıkamamış.
Evlilikte hem kadın, hem erkek kendi sorumluluğunu taşımak zorunda. Evli olmak demek kendi sorumluluklarını karşındakine yüklemek demek değil. Evlilik ortak paylaşımların olduğu, her iki tarafın da kendi olarak oluşturdukları ortak bir yaşamdır. Ancak günümüzde eşler arasında bitmek bilmeyen bir beklentiler yumağı olduğu için, beklemekten mutlu olmayı unutuyorlar.

Esra Eray                
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun

30 Eylül 2015 Çarşamba

Yeni Bir Sevgiye Adım Atarken



Yeni Bir Sevgiye Adım Atarken

Yeni bir başlangıç yaparken aslında farkında olarak ya da olmayarak, en başından ilişkinin gidişatını da çizeriz.
İlişkinin başlangıcında kişiler kendilerini oldukları gibi değil, arkasına saklandıkları maskelerle tanıtabiliyorlar. Çoğu zaman da bunu bilinçli olarak değil, farkında olmadan yapıyorlar. Doğal olarak karşı tarafta yarattıkları beklentinin de farkına varmıyorlar. Sonrasındaysa hayal kırıklıkları…
Peki ne yapmalı?  Öncelikle kendiniz olun. Uzun süreli bir beraberlik veya evlilik beklentisindeyseniz, partnerinize karşı kendinizi olduğunuzdan farklı göstermeyin, yani, ona karşı yaptığınız her davranış için kendinizi sorgulayın “ ben bunu yıllar boyu yapabilir miyim” sorusunu sorun kendinize. Cevabınız “ evet” ise sağlam temellerle başlayabilirsiniz. Ancak aklınızda “ben bunu şimdilik idareten yapıyorum sonrasında  devam ettiremem” şeklinde ufacık bir şüphe oluşursa, o davranışta bulunmadan önce tekrar düşünün, çünkü partneriniz sizden bunu hep bekleyecektir.
Bu prensiple başlayan beraberliklerde ilerleyen zamanda, eşlerin birbirlerinden şikayetleri ve yakınmaları da daha az olacaktır. “Tanıştığımızda böyle dememiştin, onu öyle yapmamıştın, bunu hep yapıyordun artık yapmıyorsun”  gibi bitmeyen ama ilişkiyi yıpratan tartışmalar da azalacaktır.
Biz ne kadar doğal olursak, birlikteliğimiz de o kadar sağlam olacaktır. 
Aşkın gözü kör değildir, sadece taktığımız maskeler, girdiğimiz kalıplar görüşümüzü engeller. Size biçilmiş kalıplardan, sunulmuş rollerden kendinizi kurtardığınızda her şey çok daha berrak olacaktır.

Esra Eray                
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun


#sevgi #aşk #ilişkiler

Aşk Mı Bağımlılık Mı?



Aşk Mı Bağımlılık Mı?
Aşık mısınız, yoksa bağımlısı mısınız?
Biri sevdiğinizde, biriyle birlikte yaşamaya başladığınızda ya gerçekten aşık olmuşsunuz ve seviyorsunuzdur ya da  belki farkında bile değilsiniz, karşınızdakini bağımlısı olmuşsunuzdur.
Bağlılık ile bağımlılığı da karıştırmamak gerekir. Önce bunun ayrımını koyalım.
Bağlılık; sınırsız seçenekler varken sadece birini veya bir şeyi kalbine almaktır.
Bağımlılık; seçeneksizlik haline mecbur olduğunu hissetmektir.
Aşk ve sevgi varsa elbette bağlılık da beraberinde gelir.
Bağımlılık ise içinde kaybetme korkusunu gizler. Düzenin bozulması, konforun sona ermesi, belik yalnız yaşayama, yalnız kalma korkusu, maddi güvence, elinin altında biri olması isteği, kendine güvenmeme, hayattan korkma vb. bunlar bağımlılığın altında yatan gizli nedenlerdir ve daha pek çok neden olabilir.
Ne yazık ki pek çok kişi gizli nedenleri görmezden gelip ya da bilinçaltına atıp  “seviyorum”  dedikleri kişinin bağımlısı olduğunun farkında olmuyor.  İlişkinin yürümediğini, pek çok aksaklıklar olduğunu gördükleri halde yürütmek için kendilerinden ödün veriyor, tutamayacakları vaatlerde bulunuyorlar. Daha ileri gidip intiharı düşünenler de oluyor.
Halbuki bağımlılık duyulmadan yaşanan gerçek sevgi tarafların kendilerinden ödün vermelerini değil, her iki tarafında kendisi olmasını ve birlerini kendileri olarak kabullenmelerini gerektirir.
İlişkinizde kendiniz olamıyorsanız ve partnerinizin kendisi olmasına rıza gösteremiyorsanız içinize dönüp düşünün. Gerçekten seviyor musunuz yoksa ilişkiniz bağımlılıklar üzerine mi kurulu.
Bağımlılığı sadece aşk ilişkisinde değil etkileşimde bulunduğunuz herkesle yaşayabilirsiniz.  Kişi kendini değersiz görüyorsa neredeyse tüm çevresiyle bağımlılık üzerine ilişkiler kurabilir.
Gerçek sevgileri bulacağınız etkileşimler, ilişkiler yaşamanız dileğiyle.

Esra Eray                
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun

29 Eylül 2015 Salı

Kendine Değer Ver… Eşin Sana Değer Versin



Kendine Değer Ver… Eşin Sana Değer Versin…
Kendini seviyor musun? Değerli olduğunun farkında mısın?
Her sabah kalktığında aynaya bakıp kendini beğeniyor musun, kendi kendine gülümseyip “harikasın” diyor musun?
Mutluluğu hak ettiğine yürekten inanıyor musun?
Kendini mutlu ediyor musun? Kendine hediyeler alıyor, küçük sürprizler yapıyor musun?
Düşün bakalım, kendini iyi hissettirecek neler yapıyorsun?
Giyimine, saçına başına, makyajına, sakalına, ojene, temizliğine özen gösteriyor musun?
Kendini çekici, bakımlı görüyor musun?
Bütün bunlara evet diyorsan doğru yoldasın. Sen kendine ne kadar değer verirsen başkaları da sana o kadar değer verir.  Sana değer veren bir eşin olmasını istiyorsan, önce sen kendine değer vermelisin.
Sana mutluluk veren bir eşin olmasını istiyorsan, önce sen mutlu olmalı, mutluluğu içinde hissetmelisin.
Sana huzur veren bir eşin olmasını istiyorsan, sen etrafına huzur yaymalısın önce.
Sana saygı duyan bir eşin olmasını istiyorsan, sen kendine saygı duymalısın.
Sevilmek istiyorsan önce kendini sevmelisin, yaşamı, dünyayı, tüm canlıları sevmelisin.
Kendine bakışın, diğerlerinin sana bakışını değiştirir. Sendeki değişim etrafındakileri de etkiler ve değiştirir.

Esra Eray
Spiritüel Yaşam Koçu & Nefes Koçu & Reiki Grand Master/Teacher & Akaşa & Kişisel Gelişim Danışmanı & Şifa Terapisti & İnsan Kaynakları Uzmanı
İşiniz su gibi rast gitsin, yolunuz su gibi aksın, hayatınız su gibi ferah olsun, ışığınız bol olsun